Exmutter

Milat gazetesi yazarı Diğer Yarım dizisini yerden yere vurdu

Milat gazetesi yazarı Diğer Yarım dizisini yerden yere vurdu

img

Milat Gazetesi yazarı Mustafa Kılıç, Ekran Jurisi adlı köşesinde dizileri ve dizilerdeki imam kavramını çok sert eleştirdi. Dizilerde imam var iman yok diyen Mustafa Kılıç, köşe yazısında Diğer Yarım dizisini de yerden yere vurdu.


Milat Gazetesi yazarı Mustafa Kılıç, Ekran Jurisi adlı köşesinde dizileri ve dizilerdeki imam kavramını çok sert eleştirdi. Dizilerde imam var iman yok diyen Mustafa Kılıç, köşe yazısında Diğer Yarım dizisini de yerden yere vurdu.  İşte Mustafa Kılıç'ın o yazısı : 

"DİZİLERDE İMAM VAR AMA ‘İMAN YOK!’
Sizi şimdi severek izlediğimiz Yeşilçam filmlerinden birine götürmek istiyorum. Halide Edip Adıvar’ın ‘Vurun Kahpeye’ isimli eserinin Orhan Aksoy tarafından sinemaya (Yeşilçam’a) uyarladığı filmi hemen hemen herkes izlemiştir. Başrol oyuncuları Hülya Koçyiğit ve Ahmet Mekin paylaşmıştı. O filmde bir yanda Milli Mücadele safında yer alan, ilerici, çağdaş, okuma-yazma bilen bilgili, halkı eğitmeye çalışan ve halk tarafından pek sevilen kahraman karakterler, diğer yanda bu kahramanların – yani başrol oyuncularının- karşısında cahil, yobaz, gerici, sahtekâr, menfaatine düşkün figüran düzeyinde hacı-hoca tiplemeleri. Burada birincisi Cumhuriyeti, ikincisi ise Osmanlıyı temsil ettiği belirtilmektedir.

Belki şimdi pek izlenmiyordur ama bir nesil bu tür filmlerle yetişti. Hatta yakın zamana kadar bile bu konu işlenmeye devam etti. Bu algıyı ortadan kaldıran imamların ‘gerici’ olmadığını anlatan elle tutulur ilk sinema filmi ise Burak Tarık’ın yazıp başrolünü oynadığı Eşref Paşalılar filmi olduğu söylenebilir. Eşref Paşalılar da eli yüzü düzgün, hem fenni hem de dini ilimlere hâkim insanları hakir görmek yerine kucaklayan bir imam profili çizilmişti. Bir çok yönden eksik olan aynı zamanda belli bir propaganda aracı olarak kullanılsa da imamlara bir karizma kattı dememek haksızlık olur. Böyle bir girizgahtan sonra sözü günümüz televizyon dizilerine getirmek istiyorum. Samanyolu TV ve Kanal 7’yi çıkarsak televizyon dizilerinde başörtülü görmek neredeyse mümkün değildi. Başörtülüler ya temizlikçi ya da babaanne rolünde bir türlü başrole terfi edemiyorlardı. Ta ki ATV’de yayına giren “Huzur Sokağı” adlı diziye kadar. Şule Yüksel Şenler’in aynı adlı romanından televizyon ekranlarına dizi olarak taşınan bu yapıt Türkiye televizyonlarında bir ilkti, kısa zamanda çokta ilgi gördü. Sokaktaki vatandaşın kendinden bir parça ekranda görmesi mutlu etmişti. Teveccüh görmesinin en önemli sebebi biraz öncede dediğim gibi Cihangir’de hayal edilen karakterler dışında hayatın içinden karakterlerin yer almasıydı.

Huzur Sokağı dizisiyle başlayan serüven şimdilerde yine aynı kanalın Diğer Yarım isimli dizisiyle devam ediyor. Huzur Sokağı’nda kantarın topuzu Şule Yüksel Şenler’in kriterleri sayesinde pek kaçırılmamıştı. Fakat ‘Diğer Yarım’ adlı dizide iyice kaçırılmışa benziyor. Dizi ikiz kardeşlerin bebekken anne ve babalarının bir inat uğruna boşanmalarının ardından birbirinden koparılmalarını anlatıyor. Birbirinden habersiz büyüyen bu iki kardeş klasik Yeşilçam filmlerinde olduğu gibi bir gün yolda çarpışır ve yer değiştirmeye karar verirler. Ve asıl oyun o zaman başlar. Esma ve Zeynep farklı kültürlerle yaşamış iki genç kız. Biri başörtülü diğer başörtüsüz… Dizide dikkatimi çeken nokta sadece bu değil. Esma yani başörtülü karakter yaşadığı kültür ve sosyal çevreden dolayı örtülü yani inancından dolayı değil. Ayrıca Esma karakteri eğitimsiz, tembel ve miskin. Zeynep ise zengin bir muhitte ‘çağdaş’ ve eğitimli bir genç kız olduğu için içki içen, gece hayatına düşkün klasik bir bar kızı… Gelelim dizideki mantık hatasına Zeynep Esma’nın yerine geçip artık başı açık yaşamak istediğinde ailesi bil hassa annesi Meryem tarafından büyük tepkiyle karşılaşır. Annesi Meryem (İpek Tuzcuoğlu) işlettiği otantik Karadeniz lokantasına gelen kızının eteğinin kısalığını görünce ‘al şu önlüğü tak da el âleme rezil olmayalım’ der. Bu ifadeleri kullanan annenin etekleri ise kızınkinden daha kısadır.



Kızının açık olmasına tepki gösteren başörtülü ‘tutucu’ annenin giyim şekli ise tamamen fiyasko. Biraz öncede bahsettiğim gibi etekler dizin üzerinde başörtülü fakat neredeyse dekolteli bir kapanma tarzı oluşturulmuş. Tesettürden oldukça uzaktır.

Diğer bir husus ise dizide başörtülü olan Esma alkol kullanan radyo programcısı bir gence âşık… Bunun yanı sıra İmamın oğlu Poyraz ise ona göre çağdaş ve gece âlemlerine akan bir kızla evlenme hayalleri kurar. Ve sonunda Esma’nın ikizi Zeynep’i bulur. Dizideki bu karakterlere baktığımda yazımın girişinde bahsettiğim bir algıyı oluşturmak için çekilen Yeşilçam film karakterlerinden pekte farklı olmadığını görmek mümkün.



Dizide cami sahneleri unutulmamış. Tabi bu cami sahnesi bildiğiniz cami sahnelerine benzemez. Herhangi bir namaz sahnesi yok. Sadece caminin bahçesinde akıl sağlığı pek yerinde olmayan birkaç yaşlı ile ‘salak’ bir imamın sohbetlerinden oluşuyor. Dizide imam var ama iman yok maalesef. Neden salak dedim çünkü mahalleliye hiçbir faydası dokunmayan akli melekeleri pek yerinde olmayan bir kadın uğruna her şeyi yapmaya hazır bir imam. Diyalogları incelendiğinde ise imamın imani bir yönünün olmadığını da maalesef görmek mümkün.

Bu sahneler ATV’nin başörtüsü fobisini azda olsa yendiğini fakat Yeşilçam’dan kalan imam profilini pek aşamadığına hatta uzun bir sürede aşamayacağa benziyor."

Sayfa Yükleniyor

Konu ve Kullanıcı Şikayet